Tire

İğne oyalı örtüler, keçeler, tarih kokan sokakları, hanları, camileri, türbeleri, ünlü salı pazarları, ot kavurmaları, karadutlu lor tatlısı ve meşhur köftesi…

İzmir’e 80 km uzaklıkta “Yeşil Tire” olarak anılan tarihin izlerini her adımda görebileceğiniz şirin bir ilçe.

Necip Paşa Kütüphanesi

Salı sabahı 10 gibi Basmane Garı ile ilk kez tanışıyoruz. Bir İzmirli olarak utanarak itiraf ediyorum ki hayatımda hiç trene binmemiştim. 10.10′da ki Basmane-Tire seferi için biletlerimizi alıyoruz, bir de yanında simidimiz, üçgen peynirimizle trenimize biniyoruz. Trene yabancı olduğumuz için koltukların ters olması bizi derin düşüncelere itiyor. “1,5 Saat ters mi gideceğiz?”, “Yok canım olmaz öyle şey.”, “Karşıda kocaman tren garı var ezip mi geçeceğiz onu, bu tren ters!”, “Acaba dizayn hatası mı?” . Uzunca bir süre beyin fırtınası yapıyoruz sonra biletlerimiz kontrol ediliyor ve unutup susuyoruz.

Basmane Garı

Simit, üçgen peynir, tren üçlemesi

Trenimiz hareket ediyor. Camlarda üç çift meraklı göz etrafı keşfediyor. Simit parçacıkları, azıcık peynir ısırığı ve güzel müzik… Hakkıyla tren yolculuğunun gizli anahtarıymış. Tıngır mıngır gidiyoruz, bilmediğimiz yollardayız sadece gökyüzü tanıdık. İlk istasyon Torbalı, birkaç dakikalık duruyoruz. Seviyorum orayı, ilk kez böyle şirin bir istasyon ile tanışıyorum diye belki de.Koşuşturan insanlar az biraz var, telaşla biniyorlar. Sonra uzakta kırmızı şapkalı bir amca beliriyor. Yalnızlık hissettiriyor bakışları, yavaşça başını eğiyor. Aslında belki de zor olan istasyon şefliği değil, vedalara tanıklık.

İstasyon insanları burdalar tesadüfen

O hüzünlü amca hep o istasyonda, hep gidenleri uğurluyor, hep el sallıyor. Birileri gidiyor ama o oraya ait, hep hüzünlü işler ona düşüyor. Bizde diğerleri gibi onu bırakıp gidiyoruz, arkamızdan bakıyor…

İstasyonların yakınındaki evler hüzünlü oluyormuş

Tıngır mıngır yolumuza devam ediyoruz. Kurumuş mısır tarlalarına paralel bulutlu gökyüzünün resmi güzel melodilerle çerçeveleniyor. Yavaşlıyoruz, yeni bir duraktayız, Çatal. Durduğumuzda anlıyorum ki tüm istasyonlar içli ve sevimli oluyorlarmış.

Yeşillim tatlı istasyon

Yine kısa süreli bekleyişler ve harekete geçen tren… Etrafta güzellikleri kovalayan gözler, büyüsüne kapıldığınız görüntülerin etkisinden çıkamadan yeni güzelliklerin gözünüze çarpması. Bir buçuk saat süren Tire yolculuğunun sonuna geldiğimizi apar topar toparlanan yaşlı teyzelerden kestiriyorum. Duruyoruz, bir karmaşanın içine iniyoruz. Kalabalığın içinde sağımıza solumuza bakıyoruz ne yapacağımızı bilemeden. Daha önce hiç görmediğimiz bir yerde, bilmediğiniz insanlarla günübirlik bir maceranın startını veriyoruz. En merkezi cadde görüldüğü kadarıyla İstasyon Caddesi. Yavaş yavaş bakına bakına öylece yürüyoruz.

Yolun sonu birkaç işlek cadde ile birleşiyor burası Cumhuriyet Meydanı. Sağdan bir dalalım diyoruz sonrasını pek kestiremiyorum bir sağ bir sol bir ileri bir geri. Biraz sorarak biraz tahmini dolaşıyoruz. Belediye Sarayı’nın yanında notlarımızda ki tarihin sağlam kanıtlarından Necip Paşa Kütüphanesi ile tanışıyoruz. 1827 Yılında II.Mahmut dönemi devlet adamlarından Necip Paşa tarafından klasik Osmanlı mimarilerinden olan müstakil kütüphane tarzında yaptırılmış. 12. yy’dan 20. yy’a kadar olan yüzlerce eşsiz yazma ve basma eser bulunmaktadır. Eserlerin rutubetten etkilenmemeleri için zemini yerden yüksek tutularak inşa edilmiş ve günümüze kadar korunmuş. Bu tarihi kütüphane her yıl yaklaşık 4 bin okuyucuyu ağırlıyor. Kütüphaneyi gezip görmek için, bilim, kültür ve sanat alanında araştırmalar yapmak için ve günlük okuyucu olarak haftanın her günü ziyaret edebilirsiniz.

7 basamaklı dev tarih

7 Basamağı aşıp kütüphane kapısından girdiğinizde sizi kütüphane görevlisi Ali İhsan Yıldırım karşılayacak. Birlikte tarihin kapısından kubbeli salona geçeceksiniz ve gözlerinize inanamayacaksınız. Siz etraftaki tarihin dokunuşlarını gözlemlerken İhsan Bey kütüphanenin tarihinden, sayısı 11 bini geçen kütüphanenin eşsiz eserlerinden, günümüze kadar ne şekilde korunduğundan ve kültürümüzdeki öneminden bahsedecek. Bu değerli kütüphanenin hikayesini dinledikten sonra vedalaşıyoruz. Meraklıca kalabalığa karışıp Tire Müzesini soruyoruz. Ara sokaklardan gire çıka Alay Parkın önündeki tabelayı okurken buluyorum kendimi.

Türkiye’de sadece Tire’de oynanıyor

Karambol Oyununun diğer bir adı da “Lek”. Aslında Lek elle oynanan bir tür bilardo oyunudur. Tarihi İspanya’ya kadar dayanır. Göç eden Musevilerin oyunu kültürümüze kazandırdıkları söylentiler arasındadır. Oyun “Meşe” adında toplarla oynanır. Toplar sağlamlığıyla bilinen Şimşir ağacından elde edilir. 500 yılı aşkın süredir var olan Karambol Oyunu şuanda yaklaşık 200 kişi tarafından biliniyor ve unutulmaya yüz tutmuş kültürel değerlerimizden. Tire Belediyesi ve Tireliler kültürlerine sahip çıkmış ve fotoğrafta gördüğünüz arkadaki çatılı kısımda oyunun sahasını yaptırmış. Alay parkında sene içinde turnuvalar düzenleniyor ve bu özel kültürel değerimiz korunmaya çalışılıyor.

Alay Parkının hemen yanında tek katlı bir bina olan Tire Müzesi’ni göreceksiniz. Tire Müzesi iki bölümden oluşuyor. Arkeoloji salonunda M.Ö. 3500 ile M.S. 1100 yıllarına ait heykeller, mezar stelleri, mermer masa ayakları, mermer ve pişmiş toprak lahitler, cam eserler, pişmiş toprak yağ kandilleri, sikkeler, bronz yağ kandilleri, gümüş sikkeler ile pişmiş toprak heykelcik parçaları ile çocuk heykelleri sergilenmektedir. Etnografya salonundaysa el yazması Kur’an-ı Kerim’ler, yazı takımları, erkek ve kadın ceketleri, karyola örtüleri, çeyiz sandıkları, nalınlar, hamam tasları, gümüş kadın ziynet eşyaları, Avrupa kökenli olup Osmanlı Döneminde kullanılan seramikler, savaş aletleri, Çanakkale seramikleri, tablolar, halılar, kilimler ve vitray pencereler sergilenmektedir.Müzeyi pazartesi hariç her gün 08.30-12.30 ve 13.30-17.30 saatlerinde ziyaret edebilirsiniz.

Arkeoloji Salonunda Mezar Steli Roma Devri’nin 3-4 İ.S. yy.

Etnografya Salonunda Ege Bölgesi Bindallı Gelin Giysileri – Osmanlı Devri

Müzeden çıktığımızda Osmanlı’nın ilk tıp kitabı yazarı Şanizade Ataullah Efendinin anıt mezarı tam karşımızda kalıyor. Burada Tire’nin tarihi yerlerinin yer aldığı turist haritası da bulunuyor. Müzeden çıktığınızda bu harita rotanızı belirlemek açısından oldukça yararlı bir nokta olacaktır. Bu haritaya göre Tire’de 30 tarihi cami, 4 hamam, 5 han, 5 türbe, 3 müze, 2 kütüphane ve 1 tane bedesten bulunuyor. Hepsi birbirinden güzel bu tarihi yerleri dolaşmak içinse bir kaç gün Tire’de kalabilirsiniz. Tire’de 5 otel bulunmakta fakat benim önerim Tire merkezdeki 1927 yılından beri yaşayan Gülcüoğlu Butik Otel. Tire’nin alışveriş yönünden en bilindik özelliği ise salı günleri kurulan Tire Salı Pazarı. Civar köylerden ve İzmir’den her salı 6 kilometreyi aşan pazar, meraklıları tarafından ziyaret edilir. Aslında bence Tire’ye gittiğiniz de yapılması gerekenlerin en başında Tire Köftesi yemek var çünkü 1800′lü yıllardan beri Tire köftesiyle meşhur. Lezzeti de adına ün katarak herkes tarafından bilinir hale geldi ve Tire köftenin en iyi adresi ise Hacıoğlu Mangal. Adresi en rahat Cumhuriyet Meydanından direkt karşı yoldan devam ederek yani Atatürk Caddesi’ni devam ettiğinizde birkaç Tire Köftecinin yan yana sıralanmış olduğunu göreceksiniz.Zaten o nefis kokular da sizi bir şekilde çekiyor ve rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Siparişiniz de sadece Tire köftesi isteseniz de yanlarında bir kaç çeşit ikramlar oluyor. Son olarak Tire’nin tatlısı olan Karadutlu Lor tatlısı geliyor. Servis oldukça hızlı köfte için 5 dakika bile beklemiyorsunuz diyebilirim. Lezzet konusunu zaten anlatılmaz tadılır diyerek geçiyorum. Fiyatlar oldukça makul. Ayrıca önceden uyarıyorum köftenin yanında gelen yoğurdun tadını unutamayacaksınız. O leziz yoğurdu da hemen yakındaki, yine geldiğiniz yol üzerinde ki Ömür Mandıradan alabilirsiniz. Hazır girmişken Tire ekmeğinden ve biraz da meşhur Tire peynirinden almazsanız olmaz diyorum.

Meşhur Hacıoğlu

Közde patlıcan, nefis karışık turşu, salata ve yoğurtlu semizotu

Karadut ve peynirin müthiş uyumu

Ayrıca Cnn Türk’te ki gezgin Mehmet Yaşin’i bilirsiniz. O da Hacıoğlu’na gelmiş, yemiş, beğenmiş yetmemiş kitabında yazmış. Yani anlayacağınız bir çok yerden onayını almış. Benden zaten geçti, bundan sonra sizlere düşen de bu lezzeti gidip yerinde tatmak olacaktır. Damağımızda bu güzelliklerle gezimize devam ediyoruz. Kalabalığın arasından geçip kendimizi hemen yakındaki Tahtakale’ye atıyoruz. Burası tarihi bir bedesten. Girişte solda belediyenin açtığı, hanım teyzelerimizin el işleri yapılıyor satılıyormuş. Kapısından merakla içeri bakarken tonton bir teyze bize sesleniyor. “Korku vermeyin, gelin gelin bakıverin gızlar.” Yaşlı teyzenin içtenliğiyle kendimizi içeri de buluyoruz. Tire bir de keçeleriyle meşhurmuş. Keçeden örtüler, oyalı küpeler, el dokuması halılar daha neler neler…

El dokuma tezgahı

Keçeden örtü yapımı

Biraz göz atıyoruz el işlerine biraz da teyzenin sorularını yanıtlıyoruz. “Nerelisiniz? Niye geldiniz?” gibi gibi. Teşekkür edip çıkıyoruz 3-5 adım sonra aramızda konuşuyoruz. “Ne sevimli ya kıyamam”, “Ya ben teyzeyi çok sevdim” derken bir anda hadi gidelim elini öpelim diyoruz. Tekrar giriyoruz içeri biz geldik teyze elini öpmeye diyoruz. Bir gülümsüyor, onun o gülümsemesi her şeyi bitiriyor. Elini öpüp sarılıyoruz. Ben yine dayanamayıp ağlıyorum daha fazla duygusala bağlamadan kendimi dışarı atıyorum. Sokakların arasında öylece dolanırken yıkık dökük bir yer görüyoruz. Kutu Han yazıyor girişte ama ne yazık ki bir harabe halinde. Restorasyon çalışmaları belli ki yeni başlamış bazı yerler kazılmış, buluntular bir köşede öylece tarihleri birleştirmeyi, yeni bir bilgiyi açıklamayı bekliyorlar.

Kutu Han konaklama bölümü

Kutu Han’ın gizemi

Kutu Han’ın adı dışında hiç bir bilgimiz olmadığı için kendimiz keşfederek yorumlayarak dolaştık her bir köşesini. Bilgisizce ve korkusuzca gezeceksiniz bu harabeyi ve çok büyük keyif alacaksınız öncelikle söylemeliyim. Her bir odayı siz keşfediyorsunuz. Her birinin hikayesi başka. Bir kapı açıyorsunuz tekrar bir kapı, merakla korkmadan ilerliyorsunuz oranın yıkılma olasılığı olduğunu bile bile. Anlamsızca bağlanıyorsunuz o insanların yaşamlarını merak ederken. Su kanalları yapmışlar mesela, alt tarafta iki oda da büyük su tankları vardı. Korkmayıp ilerlerseniz sol tarafta zindan havasında bir yer var devam ederseniz göreceksiniz ki sulaklar var aslında orası bir ahırmış falanlar filanlar daha neler neler. Kutu Han şuan can çekişiyor ama onun bu haliyle tanıdığıma sevindim çünkü şu günlerde restorasyon çalışmaları başlamış ve biliyorum ki birkaç sene sonra Kutu Han eski günlerdeki gibi canlı bir tarih olacak ve ben onu tekrar ziyaret edebileceğim. Bu günler onun son hüzünlü günleri diyerek her köşesiyle tanıştığım Kutu Han’a veda ediyorum.

Sevimli Tire evleri

Tire’de tarih konuşuyor

Dönüş trenine az bir zaman kaldığından ara sokaklardan eski Tire evlerine bakına bakına trenimize gidiyoruz.

Tire’yi çok seven Ege

Özetle Tire, tarihin bir çok etkisini barındıran bir ilçe ve gözlemlediğim kadarıyla halk ve belediyesi korumak ve canlandırmak için bir çok çalışma içerisinde, buna çok seviniyorum. Böylesine etkileyici bir şekilde tarihi gözümde canlandırabilen bir yer daha önce hiç görmemiştim. Tire gezim ile öğrendim ki İzmir’in yanı başında zengin tarihi ve kültürel bir birikimi olan bir ilçe varmış. Dilerim sizlerin de yolu bir gün Tire’ye düşer ve sizler de Tire’nin tarihini ve lezzetlerini keşfetme olanağı yakalarsınız.

Sevgilerimle…

Özetle Tire;

Tire’ye nasıl gidilir?

* İzmir’e 80 km uzaklıkta ve özel araç ile yaklaşık 1 saatte varabilirsiniz.

* Tire yolcu taşıma kooperatifi otobüsleri İzmir Otogarından kalkıyor Gaziemir’e uğrayarak gidiyor. Bu yolla Tire’ye yaklaşık 1,5 saatte ulaşabilirsiniz. Hafta içi sabah 7′de başlayan seferler akşam 10′a kadar devam ediyor. (Tam 9 / Öğrenci 6)

* İzmir Basmane tren garından Basmane-Tire trenlerine binebilirsiniz. (Tam 5,50 / Öğrenci 4,50)
İzban ile Havaalanı veya Cumaovası istasyonlarından binerseniz daha hesaplı yolculuk yaparsınız.

Basmane – Tire kalkış ve varış saatleri : 10.10 – 11.47
13.55 – 15.40
16.10 – 17.55
18.30 – 20.18

Tire – Basmane kalkış ve varış saatleri : 06.20 – 07.56
07.40 – 09.32
11.55 – 13.43
16.13 – 17.55

Tire’de ne yapılır?

* Tire’nin cenneti Derekahve’ye gidip doğa harikası bir ortamda huzur içinde keyifle bir çay içilir.

* Türkiye’nin en iyi 10 ot mekanından biri olarak bilinen Kaplan Dağ Restorantına gidip gün batımını izlemelisiniz ve Ege mutfağının leziz otlarını tatmak için uğramalısınız.

* Tire’nin tarihi 30 camisinden en ünlüleri olan Ulu Cami, Yeni Cami ve Yalınayak Camisini görmelisiniz.

* Tire’nin el sanatları çarşısından keçe, iğne oyalı örtü, nalın ve urgan alabilirsiniz.

* Tire’nin meşhur peynirinden, ekmeğinden ve yoğurdundan alabilirsiniz. Bunun için en iyi adres Ömür Mandıra’dır.

* Otun anavatanı olan Tire’de salı günleri kurulan pazarı gezebilirsiniz. Çeşit çeşit yeşilliğin en tazesini almak için Tire Pazarına uğramalısınız.

* Tire tarihini gözlemlemek için müzelerini, kütüphanelerini, hanlarını, hamamlarını ve türbelerini ziyaret edebilirsiniz. En ünlüleri ise Tire Müzesi, Kutu Han, Necip Paşa Kütüphanesidir.

* Tire’nin tarih kokan sokaklarında dolaşıp eski evlerin fotoğrafını çekebilirsiniz.

Tire’de ne yenir?

* Hacıoğlu Mangal’da meşhur Tire köftesi yiyebilirsiniz.

* Çarşı içindeki Babaoğlu Tandırcısının leziz tandırını tadabilirsiniz.

* Yeşilin başkenti Tire’de Ege mutfağının olmazsa olmazlarından zeytinyağlı bol limonlu otlardan tadılır.

* Tire’nin en meşhur tatlılarından olan karadutlu lor tatlısını, ceviz krokanı ve tahinli muzu denemelisiniz.

About these ads

Tire” üzerine 4 düşünce

  1. Harika anlatmışsınız Tire’yi. Büyük bir keyifle okudum ve en kısa zamanda ziyaret etmek için planlar yapmaya başladım:) Verdiğiniz detaylı bilgiler ise ilk kez ziyaret edecekler için özellikle çok faydalı. Emeğinize sağlık!
    Ebru

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s